28.9.10

Ağlamak istediğim zaman açtığım bazı şarkılar vardır. mesela çok küçükken ''Çanakkale Türküsü''nü açıp saatlerce ağlardım. Ha komikmiş o ayrı. Bu ağlama isteme alışkanlığımın hala devam ettiği şu günlerde, şu an keşfettiğim bi şarkı ''oha lan, bu işte'' dememi sağladı. Athena beni hep eylendirirdi ama bu kez ''hasiktir'' dedittirdi. Birazı,
-Doymuş gibi bak, duymuyor gibi bak.
Tamam hiç romantik bi söz değil ama çok romantik bence yine de.

26.9.10

yeni müziklere ihtiyacım vardı, sankinliğe filan. jehan barbur ilaç gibi geldi. canım ya. o da blog yazıyo. http://www.catidakicimenler.blogspot.com
bugün boyumu falan ölçmek için mezureyi çıkarttığımda hatırladım da, küçükken en sevdiğim şeylerden biriydi mezureyi sarmak. çok iyiydim olum ben küçükken. günlük falan tutardım, kağıtlardan gemiler yapıp leğende yüzdürürdüm. mezure sarıp gülümserdim. yeşil elma yiyip dişlerimi kanatırdım. ben küçükken daha güzeldim. kahküllerim vardı o zaman da. o zaman da ıslak çalamazdım.

25.9.10

ay insanlar o kadar güzel bloglar yazmışlar ki utandım kendimden. hem nerde istersem uçuyorum be.

15.9.10

bak bak ne dicem, ananemlerin sandığının en altında kalan polaroid makineyi hayata döndürmeye gitcem birazdan. mutluluk saçan bu durum değil mi bariz.

10.9.10

Senin gibi beni kimse sevmedi.


Böyle bişeyler isterim.
turkuaz.
deniz.
huzur gibi.
ne bileyim
yalnızlık gibi de.
dinlediğim en güzel şarkı gibi.
aman ne bileyim.
bi değişiğim zaten.
kimse arkamdan konuşmasın artık nolur!
bugün ''türkçe pop günü'' olsun. nil karaibrahimgil, yalın olsun.

27.8.10

3 gündür rejim yapıyorum. 1 kilo verdim. rejimin adı ''sadece havuç ye diyeti'' diyeti. doğru bi karardı. çünkü bana kimse şunu demedi '' ay ümran 20 kilo fazlalığın var onu da versen bişeyin kalmıcak''.

20.8.10

istanbuldayım. 7. kattayım. evde ekmek yok. 3 gündür. 3 gündür evden çıkmıyorum. teyzem ve levo dışında insan yüzü görmedim. bütün dizilere başladım. domates kestim, peynir kestim. ekmek vardır belki diye umut ettim. baktım yoktu. inmedim. üşendim. ya evet üşendim. onları yedim. domatesin suyuna banmadım. tam bi gerizekalıyım. asansör bozulup duruyomuş ya, ondan korktum galiba. üşenmedim bence. niye depresyonda gibi davranıyorum. istanbuldasın lan salak 3. bildiğin taksimi, kadıköyü falan olan. hani sen kadıköyü çok severdin. hani sen kimse olmasa da giderdin len dingil. tamam lan şimdi giyincem ve gitcem kadıköye. zaten yarışma için 2 tane daha fotoğraf yüklemem lazım. bahane olur. tamam lan 319a binip gitcem. kim demiş. gitmicem. kandırdım. hehe. kandırdım. gitmiyorum. git-mi-yo-rum. of. kafayı yidim. canım çikulata bile çekmiyo salak. neyse ben oturma odasındaki duvara bakmaya gidiyorum. asansörsüz. en güzeli.
ay çok komiğim ben ya. şimdi farkettim. 2 hesabımla da izleyicim olmuşum. zaten elde var 3. ay çok komiğim ya. ya hayır şeeeey. zavallının tekiyim. bir izleyicim bile yok, hadi gülümse dicek kadar da düşmedim ama.

19.7.10

Aklımdan bi sürü şey diyorum ben mesela mı?

mesela,
- evde donasıya kadar klimanın altında oturup, cat power dinlemeyi hiç bişeye değişmem.
- kendimi bazen çok gereksiz, beceriksiz, işe yaramaz, acur gibi hisseterim.
- ama domatesi severim. hatta domatesiseverim diye blog alsam 928272 tane izleyicim olur mu diye de düşünmüyo değilim.
- babamın benden de gereksiz bi insan olduğunu söylemem de hiç sakınca görmüyorum.
- ilçede oturmaktan nefret ediyorum. bunun yerine doğuda ilde oturmak daha cazip geliyo ne yalan söyleyim.
- şeyi çok seviyorum mesela. google'dan bi sürü fotoğrafçı bulup, sayfalarını yeni sekmede açmayı. gerçekten seviyorum. şaka değil. ''yenisekmedeaç'' diye mi alsam twit nikimi bilemedim.
- bi sürü blog okuyorum. flickr'ları inceliyorum.
- lomo istiyorum. bide bi sürü boncuk.
- özgür gibi görüküyorum galiba ordan, ama değilim. bakkala giderken bile babamdan izin alıyorum.
- şaka değil gerçek.

11.7.10

benim bi kere sevgilim vardı. ve onun da doğum günüydü. ''iyi ki doğdun'' demek hiç bi kadar anlamlı olmamıştı.
ben bi kere babamı uyurken izledim. uyuyodu bildiğin. ama ellerini kaşıyodu. sanki uyanık gibi kaşıyodu ama. yavaş yavaş. ve sürekli. ilginç.

10.7.10

ben bi keresinde atlı karıncaya binmiştim. hiç eylenceli değildi. evde oturup güzel yazı defterime süs çizmek bile daha eylenceli gelmişti. bu gerçekten de böyleydi. düşünüyorum da ''atlı karınca''. hayatımda duyduğum en saçma isim. isimdi. atla karıncayı bi anda düşünmek istemiyorum ben. evet ben hala 8 yaşındayım. ne var.
ben bi kere daha blog açmıştım.
Ben buraya çok çirkin şeyler yazabilirim. Ben buraya çok güzel şeyler de yazabilirim.